Salih Kartal


ADALET KİMDEN YANA?

Zenginden mi? Emekçiden mi? Güçlüden mi, Haklıdan mı?


Kimi için mahkeme salonunda yazılan bir karar,
kimi için güçlü olanın korunması,
kimi için de sıranın hiç gelmeyeceğini bilerek beklemektir.

Bizim yaşadığımız ülkede adalet;
zenginse hızlı, yoksulsa yavaştır.
Tanıdığı varsa kapılar açılır, yoksa dosyalar tozlanır.
Haklı olmak yetmez; güçlü olman gerekir.

Çünkü adalet terazisi kırık,
kefeleri paraya ve makama göre oynar.

Bir emekçi hakkını aradığında “sabret” denir,
bir güçlü haksızlık yaptığında “sus” denir.
Bir anne evladının katilini ararken yıllar geçer,
bir makam sahibinin dosyası bir gecede kapanır.

Adalet bizde duvarlarda yazılıdır, sokakta yoktur.
Kitaplarda vardır, hayatın içinde yoktur.
Herkes için vardır denir ama herkese uğramaz.

Çünkü bu ülkede parası olan için adalet, sadece bir cümleden ibarettir.
Gerektiğinde hatırlanan,
iş bitince unutulan bir kelime…
Onlar için adalet bir hak değil, bir araçtır.
Satın alınır, hızlandırılır, yönlendirilir.

O yüzden bugün bu ülkede adalet,
bir kavram değil, bir özlemdir.
Bir yasa değil, bir hayaldir.
Ve en acısı da şudur:
İnsanlar artık adalete değil, sabretmeye alışmıştır.

“Sizce adalet kimden yana?”