İrfan Yormaz


BARIŞ BATAKLIĞI

Tarih boyunca Ortadoğuda yaşanan kanlı savaşlar günümüzde yerini terörün ihanetine bırakmış durumda.


 

İktidar partisinin adı ne olursa olsun coğrafya üzerinde oynanan oyunları görmezden gelmek Türk milleti adına her şeyin öncesinde bir suçtur.

1.Dünya savaşının çıkış nedeni olan dünya ekonomisini yöneten petrol ve petrolün yarattığı ekonomik güce sahip olmak isteyen dünya güçlerinin cirit attığı orta doğunun pis bataklığı artık tamamen Türkiye´yi de içine almış durumda.

Yüz yılı aşkın süredir emperyalizmin oyuncağı haline gelen orta doğu bataklığına beceriksiz siyasi kadrolar yüzünden çekilmiş durumdayız. Durum o kadar trajik bir pozisyona geldiki artık hendek meselemiz dahi var.

1980 askeri ihtilalı öncesinde dünya üzerinde bulunan Türkiye Cumhuriyetine ait her türlü yapıya hain saldırılar düzenleyen Asala terör örgütünün bugün ki uzantısı PKK ve yandaşlarının Doğu ve Güney Doğu illerinde yarattığı kaos giderek büyüyor. Bu kaosun geliyorum dediği anlarda yapılan tüm uyarıları yok sayan iktidar partisi ne yapacağını bilemez durumda.

İktidar partisinin barış süreci olarak adlandırdığı projenin fiyasko ile sonuçlandığı artık daha net görülüyor. Adı hangi parti olursa olsun, tüm uyarıları kulak ardı ederek bu batağa ülkemizi ve milletimizi düşürenler suçludur. Nusaybin, Sur ve benzeri ilçelerde insanımız can korkusu içinde bulunduğu yerleşim alanlarını terk ediyor. Bu utanç teröristlerin bugün kü güce ulaşmasını sağlayan veya göz yumanlarındır. Barış adında bir bataklık yaratılmış ve Türkiye bu bataklığa çekilmiştir.

Doğu ve Güneydoğu illerinde 500 köy tamamen boşaltılmış durumda. Bu teröre karşı vatandaşın son çaresidir. Teröre karşı vatandaşını koruyamamış olanların utancıdır.

Bu manzaranın tek sorumlusu Irak´a, Mısır´a, Libya´ya demokrasi getireceklerini vaat eden emperyalistlerin kirli oyunlarını bozamayan basiretsiz siyasi kadrolardır.

Terör örgütünün siyasal uzantısını muhatap alan , iktidara muhalefet olsun diyerek kravatlı teröristlere arka çıkan Ana muhalefette en az iktidar partisi kadar sorumlu ve suçludur.

Devlet adı geçen ilçelerde hendek kapatmaktan asli görevini yapamaz duruma getirilmiştir. Bugün terörü masada çözelim diyen Meclis çatısı altında siyasi çözüm arayışı içinde olma çağrısı yapanların ellerinde dün şehit edilen 3 polisimizin kanı asla silinmeyecektir.

Çember giderek daralıyor. PKK terör örgütü mensubu hainlerin it gibi korktuğu İşid terör örgütü militanlarının Türk askerine yönelik saldırıları ortamın daha da ısınacağını göstermektedir. Tablo bu kadar acı iken kuklaların iplerini ellerinde bulunduranlar ise avuçlarını ovuşturmaktadır.

Silah üreticisi firmaları zengin eden ve arzuları kan gölüne dönen coğrafyada iktidar savaşı olan tüm unsurların korkulu rüyası Türk Silahlı Kuvvetleridir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin hareket kabiliyetinin derhal arttırılması ve yetkilendirilmesi gerekir.

Nasıl bu hale gelindiği konusu daha sonra tartışılacak bir husustur.

Devlet sınırları içinde vatandaşını polisini askerini koruyamıyorsa sorun var demektir.

Aylarca televizyon kanallarında anlatmaya çalıştığımızda dinleme zahmeti dahi göstermeyenlerin bu gün bu şartlarda doğu ile batı arasındaki yaşam farkını görmeleri gerekmektedir.

Ne yazık ki Gebze´de sokakta gezen, sabah dükkanını açıp çalışmaya başlayan, aracına binip kontağı çeviren insanımız ülkemizin içinde bulunduğu durumu sadece televizyon kanallarında izlemektedir.

Ülkeyi yönetenlerin ve onları takip eden muhalefet siyasilerinin ilk yapmaları gereken Tansu Çiller kadar cesur olabilmektir. Mecliste Türkiye´ye ve millete kafa tutan terör uzantılarına hadlerini bildirmek gerekir. Doğu ve Güneydoğu illerini yaşanmaz hale getiren terör unsurları ortadan kaldırılmalıdır. Operasyonlar köklü çözüm getirecek güçte olmalıdır. 

Adı alfabenin hangi harfiyle olursa olsun, dili, dini, ırkı ne olursa olsun kanun ve nizamları beğenmeyerek devlete karşı eylem yapan her unsur teröristtir.