Salih Kartal


DAHA HÂLÂ ANLAMADINIZ DEĞİL Mİ?

Konu sadece Gebze Cumhuriyet Meydanı değil. Yani mesele tek bir ilçe, tek bir anıt meselesi değil; bir anlayış meselesidir.


Konu sadece Gebze Cumhuriyet Meydanı değil. Yani mesele tek bir ilçe, tek bir anıt meselesi değil; bir anlayış meselesidir. Fazla sürmez, Darıca’da da aynı tabloyu görürsek kimse şaşırmamalı.

Darıca’da da, Gebze’de de özellikle metro duraklarının Cumhuriyet meydanlarına yapılmasının bir anlamı vardır. Cumhuriyet meydanları bu ülkenin hafızasıdır, ortak vicdanıdır. Atatürk anıtları ise bu hafızanın en temel simgesidir.

Şimdi deniyor ki; “Anıt kaldırılıyor ama yenisi yapılacak”
Ya da “Millet Bahçesi içindeki kaymakamlık binası önüne taşınacak.”

O halde soralım:
Madem niyetiniz iyiydi, madem yeni bir Atatürk anıtı yapılacaktı, neden en baştan doğrudan kaymakamlık binası önüne inşa edilmedi?
Neden mevcut anıt yerinden söküldü, tartışma ve toplumsal tepki doğuracak bir sürecin içine girildi?

Peki bir soru daha…
Madem niyetiniz halis, iyi yönden yana; neden özellikle böyle bir gecede bu karar alındı?

Güzeller Mahallesi’nde toprak çökmesi yaşanmış, binalar tahliye ediliyor, halk endişe içinde sokaklarda bekliyor…
İnsanlar can derdindeyken, gece yarısı neden yangından mal kaçırır gibi Atatürk anıtını sökme ve taşıma telaşına düşüldü?

Madem her şey usulüne uygun, madem iyi niyetli bir çalışma;
Sabahı neden beklemediniz?
Neden gündüz, şeffaf bir şekilde, kamuoyuna açıkça yapılmadı da gecenin karanlığında aceleyle yükleme yapıldı?

İşte bu yüzden insanlar soruyor, itiraz ediyor, tepki gösteriyor.
Çünkü mesele bir heykel meselesi değil.
Mesele zamanlama, yöntem ve samimiyet meselesidir.

Eğer amaç üzüm yemekse, bağcıyı dövmeye ne gerek vardı?
Eğer niyet gerçekten iyiyse, neden her adım daha fazla soru işareti doğuruyor?

Bugün oluşan tepkiler sürpriz değil. Çünkü mesele sadece bir heykel meselesi değil; mesele Cumhuriyet meydanları, ortak değerler ve toplumsal hassasiyetler meselesidir.

İnsanların kalbinde yer etmiş sembollerle ilgili adımlar atarken, “nasıl olsa sonra yenisini yaparız” anlayışıyla hareket edilemez. Bu şehirde yaşayanlar olup biteni görüyor, sorguluyor ve haklı olarak soruyor:

Bu iş gerçekten zorunluluktan mı yapıldı, yoksa yanlış bir planlamanın sonucu mu?

Unutulmamalıdır ki; 
Bazı hatalar yapıldıktan sonra telafi edilmez, sadece daha çok konuşulur.
Ve bazı semboller vardır ki, yanlış bir adımla değil; doğru bir akılla korunur.