Kezban Ünlü


DÖRT YAPRAKLI YONCANIN KAHVESİ 4

‘’GÜNLERDEN ÇARŞAMBA’’


SONRA BİR RÜYA DERSİN

ARDI SIRA SUSKUNLUĞUNU GİZLERSİN

BAKMAKLA GÖRMEK ARASI

SEVDANIN RENGİNE

KAHVENİN TELVESİNİ EKLERSİN

ZİYADE OLSUNLARLA DUALAR EDERSİN

 

 

Dualarını dilinden dökerken, kalbinden de dökülürdü her bir kelimede ki harfler. Uzun uzun secdede kalır, gönlündekine dua ederdi  Dört Yapraklı Yonca.

‘’ Allah’ım ne olur bir kere göreyim, kimdir bileyim.’’

‘’Allah’ım ne olur mutlu olsun hep.’’

 

Dualarında görmekten başka hiçbir isteği yoktu. Hep o mutlu olsundu.

Mutluluk nedir? Diye hep kendine de sorar ve Nuray Ablası ile her konuda olduğu gibi bu konuda da sohbet ederlerdi.

Mutluluk maddiyata bağlı olmamalıydı, kalbinin güzelliklere çarptığı her an mutluluk adını imgeler diye düşünür, mutlu olmayı pahalı  görsellere değil bazen gelincik çiçeğinin kırmızısında hissederdi Dört Yapraklı Yonca.

Ve günlerden bir gün Çarşamba idi, birimlerden yeşillere gittiklerinde kapıdan geçerken ilk defa Dört Yapraklı Yonca’nın kalbi sıkışmaya başladı. İçinde bir duygu vardı ama ne olduğunu çözemedi.

Nuray Ablaya dönerek,

‘’ Nuray Abla benim kalbim çok kötü çarpıyor, biraz sonra mı başlasak yeşillere’’ derken, kapısından içeriye doğru girdikleri birimde karşılarında bir grup toplantıdan çıkmış, toplantı sonrası değerlendirmeleri yapıyor gibiydiler. Ve Nuray Abla o gruba doğru bakarak,

‘’Kızçem bak seninki orda, bak şu gri elbiseli var ya o işte’’ diye ağzından cümleleri döktü.

 

Dört Yapraklı Yonca bakamadı, kafasını kaldıramadı, sessizleşti, sustu. Konuşmadı, konuşamadı.

Beklemiyordu, hep görmek istiyor fakat bugün görmek için hazır değildi, hele birde kalp çarpıntısı yaşarken.

Bu kez suskunluğun verdiği kalp çarpıntısıyla hafiften başını kaldırdı Dört Yapraklı Yonca, şaşırdı, gözleri buğulandı, kalbi daha bir hızlı çarparken aklından kelebekler uçmaya başladı,  rüyasında gördüğü o gri takım elbiseli, kumral kişi karşısında duruyordu.

Hep filmlerde olur sanırdı oysa bu halleri, köşeyi dönünce karşılaşan iki kişiye olurdu böyle bir durum. Dut yemiş bülbüle dönerdi köşeyi dönüp bakarken. Fakat bu kez Dört Yapraklı Yonca dut yemiş bülbüle döndü. Duaları kabul olmuş, hiç beklemediği bir anda kalbinin sinyalini verdiği Ziyayı görmüştü.

Gri takım elbisesi ile ve rüyasında gördüğü kişi olarak karşısındaydı.

Yine rüyada mıydı, yoksa gerçek dünyada mı?

Nuray abla Dört Yapraklı Yonca’nın koluna şöyle usulca dokundu, iyi misin der gibi.

İyi mi?

İyi değil mi?

Bilemedi.

İçinde kelebekler uçuştu, gözlerinde kalpler, aşık olmanın en güzel halini aldı. Usul usul yüreğine doğru aktı gri bugün.

Günlerden Çarşamba, mevsim bahardı.  Adı Ziya, soyadı Kahvenin Telvesiydi artık.

Kahve ritüellerinin tek konuğu olacak, kahvenin ardından daha da dualaşacaktı.

Dört Yapraklı Yonca için bilinmeyen denklemlerdeki hep z’yi bulacaktı.

(DEVAM EDECEK)

Ulu Önder Atatürk ile birlikte cephede savaşan gençlerimizin bize emaneti ile nice 19 Mayıslar yaşayacağım güzel gençliğimiz olması dileğiyle…

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Bayramımız Kutlu Olsun.