İrfan Yormaz


KOLTUKSUZ SİYASET

Siyaset, oturulan yerle değil; nerede durduğunla anlam kazanır.


Türkiye’de siyaset uzun zamandır bir hizmet yarışı olmaktan çıktı; koltukların, makamların ve unvanların gölgesinde yürüyen bir mücadeleye dönüştü. Kim nerede oturuyor, kimin arkasında kim var, kim hangi fotoğrafa girmiş… 

Halkın gerçek sorunları ise çoğu zaman bu gürültünün arasında kayboluyor.

Oysa siyaset, oturulan yerle değil; nerede durduğunla anlam kazanır.

Bugün bu ülkede koltuğu olmayan ama sözü olan insanlar var. Makamı olmayan ama mesuliyet taşıyanlar var. 

İşte bu duruşun somut örneklerinden biri de Gebzeli Salih Kartal’dır. Koltukla değil, emekle tanınan; unvanla değil, alın teriyle bilinen bir isim.

Salih Kartal’ın siyaseti bir makam hesabıyla başlamadı. Bir koltuk vaadiyle de şekillenmedi. Onun siyaseti, vardiya çıkışında dinlenen dertlerde, çarşıda pazarda kurulan göz temasında, “bizi de duyan var mı?” diyen insanların sesinde filizlendi.

Koltuksuzdur Salih Kartal.

Ama yük taşır.

Yetkisi yoktur belki ama hesap verir.

Makamı yoktur ama emaneti vardır.

Birileri koltuklarını korumak için susmayı tercih ederken, Salih Kartal susmaz. Birileri rüzgâra göre yön değiştirirken, o doğrultusunu kaybetmez. Çünkü bilir ki koltuk geçicidir; onur kalıcıdır.

Bugün emekçilerin en çok sorduğu soru şudur: “Bizi kim temsil ediyor?” Makam odalarında konuşanlar mı, yoksa soframıza oturabilenler mi? Seçimden seçime hatırlayanlar mı, yoksa her gün yüzümüze bakabilenler mi?

Salih Kartal’ın temsil ettiği koltuksuz siyaset, tam da bu sorunun cevabıdır. Halkın arasından çıkıp halkın yanında kalanların siyasetidir. Alkışa göre değil, vicdana göre konuşmanın adıdır.

Bu memleketin ihtiyacı daha fazla koltuklu siyasetçi değildir. Bu memleketin ihtiyacı; koltuğu olmasa da omurgası olan, makamı olmasa da sözüne güvenilen insanlardır.

Ve bugün bu duruşun adı bellidir:

Koltuksuz Emekçi Siyasetçi Salih Kartal