Kezban Ünlü


Ömürlük Hikayeler

Birgün yolunuz hiç umulmadık diyarlarda eli nasır tutmuş, başı kınalı bir teyzenin kapısına düşer.


Yaşanmışlıkları çoktur dersin sana sarılışından, kim bilir kaç hikâyeye konu olmuştur.

Ardınca yol olur düşüncelerin, yol uzandıkça gidersin, gittikçe de hikayeler sarar dört tarafını. Önce çocukluğundan başlarsın hikayenin başlığına, çocukluğu da çalışarak geçmiştir, ailenin kaç çocuğunun olduğuna bakılmaksızın herkesin eli bir iş tutmalıydı onun hikayesinde.

Sabah oyunlar oynayarak otlatmak için götürdükleri koyunların peşinden yine oyunlar oynayarak ev işine yardıma geldiği de olmuş. Koyunlarla birlikte akşam ettiği de. Çocukluktan gençliğe giden hayat yolunda annenin yardımcısı konumunda yine evde iş yapma meziyetinde olmuş. Sabah evin işi, öğle evdekilerin yemeği, akşam misafir ağırlamalar.

Derken hayat yolu işte, gönül kapısında da durmuş. Gönül kapısından içeri girdiğinde bu kez evin annesi olarak yüklenmiş sorumluluklarını. Elinin, ayağının nasır tutması da sorumluluklarından aslında. Bir de öğüdü vardı, elin nasır tutmazsa sen bu hayat yolunda yürüyemememişsin demişti.

Eline aldığı çay bardağını yudumlarken. Çayın sıcaklığı değil onun sohbeti içimizi ısıttı. Ömür yolun yaşadığın coğrafya ile ilgili de değil. Ömür dediğin bir varmış bir yokmuş diyerek hikayelere konuk ettiğin, bir yudum çayın yanında anlattığın kadar.

 

Ömrümüzün güzel insanlara denk gelmesi ümidiyle…