İrfan Yormaz


TÜRKİYE CUMHURİYETİ KUDRETLİDİR

2014 yılından 2015 Nisan ayına kadar yaptığımız televizyon yayıncılığında Suriye´de yaşanan iç savaşın ülkemize ne gibi zararlar verebileceğini aklımızın erdiğince dile getirmeye çalışmıştık.


 

2014 yılından 2015 Nisan ayına kadar yaptığımız televizyon yayıncılığında Suriye´de yaşanan iç savaşın ülkemize ne gibi zararlar verebileceğini aklımızın erdiğince dile getirmeye çalışmıştık. O günlerde dile getirdiğimiz endişelerimizin bugün hayat bulmasından ötürü büyük bir üzüntü ve acı duyuyorum.

Yarın bahar bayramı. Ülkenin genelinde 200 bin emniyet mensubu her hangi bir terör eylemine karşı teyakkuz durumunda.

1992 yılında Amerika nın demokrasi getireceğiz diyerek Kuveyt e ayak basmasından buyana 24 yıl geçti. Bu dönem içinde Türkiye´de terör ne zaman sıfır noktasına geldi ise başımıza bir mülteci akını çıktı. Kuveyt, Katar, yemen, Somali, Afganistan, Pakistan, Mısır, Libya, Filistin, Lübnan, Irak ve Suriye?

Bu ülkelerde yaşanan iç savaşlar ve insanlık dışı dramlardan kaçan herkese kucak açtık. İyi de ettik. Bu insani bir yaklaşımın yanında İslam dünyasının en önde gelen ülkesi olarak bizim görevimizdi. Mültecilerin ülkemize gelişlerinde ne zaman kontrolü kaybetsek iç asayiş sorunu ile karşılaştık. Bu iç güvenlik zafiyeti bizi bugün ki noktaya getirdi. Ülkenin güneydoğusundan her gün şehit haberleri gelmeye başlarken, batıda ve büyükşehirlerde de hain teröristler sivil vatandaşımızı hedef almaya devam ediyor.

21 Mart bahar bayramı kritik bir gün. Yarın için üst düzey önlemler alındı. Allah milletimize zeval vermesin.

Yaklaşık 4 milyon mültecinin Suriye´den Türkiye´ye geçişini sadece seyrettik. Sağlık kontrolü, kimlik kontrolü yapmadık. Bu mültecilerin ekonomik şartları uygun olanlar 4 ile 10 bin euro arasında para ödeyerek Avrupa ya kaçmayı deniyor. O batan teknelerde görüntülenen ve haberlere konu olan mülteciler daha iyi yaşam koşulları umuduyla Avrupa ya kaçarken, bir kısım mültecide insan tacirlerinin eline düştü. Başta organ mafyası olmak üzere gayrimeşru hayatın içinde yer almaya başladılar. Avrupa kendi insanını ve huzurunu korumak için Türkiye´yi tampon bölge ilan etti. Hükümet bu durumu zafer olarak nitelendiriyor. Suriyeli mültecileri Türkiye´de barındırmak için Avrupa´dan para alacağız. Çok itibarlı bir ülke olduk.

Avrupa birliği ile yapılan bu tampon bölge anlaşması sonrasında görünen o ki ülkemizdeki Suriyeli göçmen sayısı yakın tarihte tahmin edemeyeceğimiz rakamlara çıkacak. Sıcak para bulduğu için sevinen hükümet bu parayı nerelerde kullanır bilmiyorum ama iç güvenlik zaafı artarak devam edecek.

Kontrol ve gözetim altında tutamadığımız mültecilerin arasına sızmış çok sayıda terörist Türkiye´ye giriş yaptı. Ellerinde nasıl silahlar olduğunu dahi bilemiyoruz. Ergenekon ve Balyoz davaları sürecinde elleriyle koymuş gibi bomba ve silah bulan MİT, tam bir çaresizlik içinde.

20 Mart Pazar akşamı oynanması gereken Galatasaray- Fenerbahçe futbol müsabakasının güvenlik nedeni ile iptal edilmesi vatandaşlarımızın can güvenliği anlamında doğru bir karar.

Ancak bu kararın faturası ağır olacak.

Dünyada en çok izlenen spor olan Futbolun yine dünya üzerindeki en önemli müsabakalarından olarak kabul elden bu derbinin iptal edilmesi kararı Türkiye´nin güvenlik açısından tehlikeli bir bölge olduğunu tüm dünyaya duyurmuş oldu. Kendi elimizle tüm dünyaya buraya gelmeyin can güvenliğiniz yok dedik. Öyle ki, passolig uygulamasının olduğu ülkemiz futbolunda bilet alan her seyircinin kimlik bilgileri mevcut olmasına karşın bir güvenlik şüphesi oluşmuştur.

Türkiye´nin ve dünyanın en önemli futbol müsabakasının ertelenmesinin ardında birçok soru işareti de kalmıştır. Bu maçta güvenlik sorunu var ise dün oynanan Beşiktaş ? Antalya maçında neden böyle bir güvenlik endişesi yaşanmamıştır. İzmir Şirinyer de at yarışları neden yapılmıştır. Ülke genelinde onlarca düğüne neden izin verilmiştir. Güvenlik sorunumuz inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür, kudretlidir. Devleti yöneten irade ülkenin gelişmesine, huzuruna, güvenliğine karşı yapılan bu saldırıları karşılıksız bırakmayacak ve sonuçlandıracak kabiliyete sahiptir.

Yaz aylarına girmeye hazırlandığımız şu dönemlerde ekonomik anlamda özellikle yaz turizminden önemli bir girdi bekleyen ekonomistler ülkenin bu turizm sezonunda yaklaşık 15 milyar dolar zarar edebileceğini öngörüyor. Bu açıklama Eylül 2016 tarihinden sonra Türkiye´nin çok ciddi bir krizle karşılaşabileceğinin habercisi. Yıllık ortalama 35 milyar dolar turizm geliri olan ülkemizde ekonomide oluşacak bu açığı AB´den alacağımız 3-5 milyar dolarla kapatmamız söz konusu olmayacaktır.

AK parti hükümetinin içinden çıkılmaz bir hal alan bu tabloyu bilerek ve isteyerek yaptığını söylemek salaklık olur. Hatta komik olur. Ama uygulanan politikaların ülkemizi getirdiği durum vahimdir. AK Parti hükümeti gerçekleştirdiği hatalar zinciri ile bu durumun siyasi sorumlularından sadece biridir. Bu tablodan iktidar tek başına sorumlu değildir. Türkiye gerçeğine gözlerini kapatarak iktidarı eleştiren ve sadece konuşmayı marifet sanan, hükümetin terör konusunda yaptığı hataları halka anlatamayan; terör örgütünün destekçisi kişiliksiz karaktersiz isimlere kadrolarında ve milletvekili listelerinde yer veren, terör destekçisi belediyelerin iş makineleri desteği ile tonlarca patlayıcının ülkemize girmesini hükümetle birlikte görmezden gelen, Kobaneyi savunan ve o hain yuvasına sahip çıkan, destek veren muhalefette en az hükümet kadar sorumlu ve eğer suçlu aranıyorsa hükümet kadar suçludur.

Terör örgütünü muhatap almakla başlayan süreçte istihbaratta yaşanan zafiyet, hain bölücülerin ve dış destekçilerinin o dönemde güç depolarına kayıtsız kalmak ülkemiz genelinde yaşanan terör olaylarında bir aktördür.

Bugün silahlı kuvvetlerimizin ve özel hareket mensuplarının yaptıkları silahlı mücadele çok daha evvel başlatılmalıydı. Şehit haberleri geldikçe, bizden 2 polis şehit oldu ama o hainlerden 20 kişi geberdi demek teselli değildir. Bizim tek bir askerimizin canı o hain sürüsünün tümünden daha kıymetli ve azizdir.

Şimdi yapılması gereken adımlar yeterli olacak mıdır zaman içinde göreceğiz. Ama çekinmeden, cesaretle terör unsurlarının üzerine gidilmelidir. Kandil denilen pislik ve nifak yuvası dağıtılmalıdır.

Terör örgütü yıllar boyunca en vahşi ve hain saldırılarını bahar ve yaz aylarında yapmıştır. Kış aylarında dahi bizi bizden eden bu haince saldırıları yapan terör örgütü boş durmayacaktır.

Kış aylarında şehirlere köylere inen eşkıya şimdilerde dağa çıkarak eylem hazırlamayı hedefleyecektir. Buna fırsat vermeden silahlı kuvvetlerin tüm unsurları müdahale etmelidir. Tek biri canlı kalmayacak şekilde operasyonlar genişletilmelidir. Gerekirse sınır ötesine geçilmelidir. Dış güçlerin yaygaralarına fırsat vermeden kandil,  hakurki, zap, metina, avaşin, haftanin, mahmur gibi kamplar haritadan silinmelidir. İran ile işbirliği sağlanarak bu ülkedeki kamplar yok edilmelidir.

İmralı canisini de ilgilendirecek olan idam yasası hemen görüşülmelidir. Vatana ihanetin cezası ( Tecavüzde bu kapsama alınmalıdır) idam olmalıdır. Dokunulmazlıklar siyasi parti gözetmeksizin kürsü ile sınırlı kalmalı ve terör örgütünün siyasi yandaşları gözaltına alınmalı. Türk adaletinin karşısına çıkarılmalıdır.

Teröre destek veren başta Belçika olmak üzere tüm dış güçlere yaptırım uygulanmalıdır.

Terör bir insanlık suçudur. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın görüşünde olan Avrupa ülkeleri sert dille uyarılmalı ve yaptırımlar uygulanmalıdır.

Tüm bunlar yapılırken Suriyeli mültecilere kapıları açmakla başlayan iç güvenlik zafiyetini ortadan kaldırmak için yurt genelinde başta Mit olmak üzere bir çok emniyet birimi ortaklaşa Türkiye´nin vücuduna giren bu hainleri ve mikropları bulup imha etmelidir.

CHP kendine gelmelidir. CHP içerisinde devletin yaptığı terör operasyonları ile ilgili felsefe yapanlar ikaz edilmeli gerekirse partiden ihraç edilmelidir. Terör operasyonları ile ilgili CHP´nin bir kesiminden çıkan ve terör örgütünü meşrulaştıran açıklamalar kesinlikle son bulmalıdır.

AKParti, CHP ve MHP siyaset, ekonomi ve benzeri tüm unsurları geride bırakarak ülkemizin birlik ve bütünlüğü , insanımızın can güvenliği için ortak hareket etmelidir.

Yazımı sayın cumhurbaşkanımızın Fransa´nın Paris şehrinde yaşanan terör olayından sonra yaptığı açıklamada dile getirdiği sözlerle tamamlamak istiyorum.

Terör örgütlerinin Fransa´nın başkentinde gerçekleştirdiği saldırı sonrasında açıklama yapan Cumhurbaşkanımız açıklamasında şu sözlere yer vermişti.

?  Biz siyasiler, ülkelerimizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz. Çünkü halk sizlere oylarını verirken; ? benim can güvenliğimi, mal güvenliğimi sağlayacaksın? diye veriyor.

Yaşadığımız bu zor günlerin biran evvel son bulması, huzur ve mutluluk dolu yarınlar dileğiyle?

Cebiniz Gönlünüz ve beyniniz hep dolu olsun