Sizin hakkınızı yaşam hakkınızı bir beton yığınında değil de güvenli bir yuvada yaşam hakkınızı sizlerden çalanlar nasıl ödeyecek?
Nefes borcunuzu, moral borcunuzu hayat borcunuzu nasıl ödeyeceğiz?
Kaç tane 2.500 eder, hesaplayabilir miyiz?
Nasıl bir şey biliyor musunuz?
Dışarısı soğuk ama eve giremiyorsunuz. Evdesiniz ama duramıyorsunuz. Bitkin düşüyorsunuz, Korkudan uyuyamıyorsunuz. Gözlerinizi kapatıyorsunuz sürekli sallandığınızı sanıyorsunuz. Saati belli olmayan bileti kesilmiş bir yolcuyuz bu hayatta. Mevlana’nın da dediği gibi “Unutmayın; dünyada yaşamıyorsunuz. Dünyadan geçiyorsunuz.”
Kısacık zamanlarınızda keşkelerimiz olmasın. Ne olmak ister ki insan bu durumda? Mesela Haluk Levent’in de dediği gibi “ Vinç olsam, Kepçe olsam veya battaniye olsam, sarsam sıcacık”
İlle de bir şey olmak istiyor insan, duramıyor.
Hadi bir olalım, dindirelim acımızı, acımız çok derin ….
Şimdi tamda konuşmanın sırası değil mi?
Ortada bir cinayet var diyesi geliyor insanın.
Demek ki ortada bir rant var. Rantın olduğu yerde insan hayatının hiçe sayılması var.
Demek ki sağlam binalardan, çök, kapan, tutun demekten önce BİLİM’E, AHLAKA VE ŞİMDİ TAM ZAMANI ADALETE ihtiyaç var.
Çünkü gördüğümüz manzara, yaşadığımız acılar, kayıplarımız bize görmezden gelmeye çalışılan gerçekleri anlatıyor.
Kahramanmaraş’ta inşaat mühendisleri odası hizmet binası sapasağlam ayakta dururken bir metre ötesindeki binalar kum yığınına dönüşmüş ise burada sorulması gereken sorular bulunması gereken cevaplar var demektir.
Demek ki deprem kader veya muketterat olmasına rağmen depremin enkazında kalmak, ölmek, sevdiklerini enkazda aramak KADER değil.
İnsan, Toprak Alma Derdinde Toprak insan alma derdinde Ne toprağın gözü doydu Nede insanın…..
Hayat işte, Bazı şehirler soğuk, Bazı cümleler eksik, Bazı insanlar uzak, Bazı hayatlar kayıp, Bir yanımız kırık dökük, Neresinden tutsan elinde kalıyor.
Bir Babanın Feryadı…..
“Beni tek başıma bıraktılar….
Evladım benim….. canımı ciğerimi kolumu kanadımı her şeyimi aldı gitti. Kendi ellerimle mezar kazdım, kendi ellerimle mezara koydum.”dedi.
Hangimizin parası, makamı, serveti, unvanı bu sözlerin karşılığı olabilir ki?
Bunun tarifi var mı….
Ses varken ekip yoktu….. Ekip varken Ekipman yoktu…… Ekipman varken ses yoktu….. Yoktuk, yok olduk, YIKILDIK…
O babanın kendi bisküvisini cebinde saklaması, “Çocuğum enkazdan çıkacak ona vereceğim” deyişi, enkazın başında dakikalarca, saatlerce, günlerce hiç gözünü ayırmadan mutlu ve mesut yaşamını sürdürdüğü, sevdiklerine mezar olan beton yığınına umutla bakışı…
Hatırladınız mı minik Buse’yi? İzmir depreminde Sayın bakanla telefonla konuşurken “ Siz köpekleri salın, ben kedi sesi çıkartayım…” deyişi.
Enkaz altındaki bir miniğin üstün zekası ve onu korumak, gözetmek, büyütüp bu millete hizmetkar etmesi gereken devleti yöneten idarenin çaresizliği.
Hayat devam etmiyor buralarda. Takvim yaprakları hep 6 Şubat 2023.
Kimse hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmemeli. Varsın işler bir kenarda dursun, birileri birkaç gün bir şeyler almasın. Eşim, Dostum güler yüz beklemesin.
Benim annem, babam, akrabam olmasına gerek yok. Enkazın altında kalanda, onu kurtarmaya çalışanda benim kardeşim.
Eğer bu acıyı yakınınızdan birine bir şey olmadı diye en derinden hissetmiyorsanız söküp atın kalbinizi….
Bir Annenin feryadını izledik ekranlarda bir kızı bir de oğlu vardı enkaz altında. Evlatları için çırpınıyor, “Çıkarın çocuklarımı” diye feryat ediyordu. Bu ses kulaklarım da çınlıyor.
Enkaz altında kalan yavrusunun kurtarmak için kendi kolunu kesen daha sonra hastaneye yetiştirilemeden hayatını kaybeden ŞEHİT olan babayı nasıl unuturuz?
Ya evsiz, ailesiz kalan çocuklar…..
Ya enkazdan çıkan Mehmet’in sessizce haykırışı…
“İçerde üç kişi daha var. Engelli kardeşim, annem, eşim….Birde evladım var. Onu dün kaybettik”
Hepimiz tek yürek olup bu acıyı yaşarken , yüreğimiz yanarken, o fırsatçılar.
Bir otobüs firması mesela…..
Depremzedelere fahiş fiyatlara bilet sattı .
Bir diğeri 100 liralık sözde deprem çantasını 18 bin liraya sattı. Bir paket bisküvi 90 lira, bir bardak sıcak su 10 lira, 100 liralık battaniye 500 lira.
Ben, yazarken utandım. Ya sen evet sen utanıyor musun? Sahi sen en son ne zaman utandın?
Kanunen suç yok ama vicdanen hepimizin huzurunda müebbette mahkumsunuz. Hatta idama…
7 aylık bebek 139 saat enkazdan sağ salim çıkıyor…. Yavrum sen iki saatte bir beslenmesi gereken varlık değil misin? Sen bu ayaza bu soğuğa, açlığa, susuzluğa nasıl dayandın?
5 yaşında kız çocuğu “Burası çok sıcak su verin bana” diyor, seni bu karda kışta ısıtan kim?
Hayatını kaybetmiş ablasının kucağında kurtarma ekibine gülümseyen bebek yürekleri kanattı…
Enkaz altından MEHMETÇİK’İN çıkardığı minik Ayla “ Okula gideceğim ben” sözleriyle gözyaşlarına boğdu bizleri…
Bir durup düşünün, kendinizi enkazdan çıkarılan o kadının yerine koyun.
Moloz yığınları arasında siz yaşıyorsunuz ama yanınızda eşinizin cansız bedeni…
Kaybedilen on binlerce can.
Adına; cehalet, kader, ihmal, facia, felaket, afet, rant, yağma, umut ne derseniz deyin…
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı tümcesi sanırım bugünler için söylenmiş.
Geçte olsa afet bölgesine ulaşan kahraman Mehmetçik’e, Madencilerimize, sağlık ekiplerine, arama kurtarma ekiplerine, itfaiyecilere, gönüllülere, freni patlamış gibi enkaz bölgesine uçan tır şoförlerine, vinç operatörlerine, siyasetçilere, gazetecilere, yüreği Maraş’ta atan milyonlara sonsuz teşekkürler.
Yunana, Japona, Çinliye, Arnavuda, Macara, İngilize, Amerikana, Rusa, Can kardeş Azerbaycan Türküne….. Dili, dini, ırkı, inancı, mezhebi ne olursa olsun feryadımıza koşan, acımıza ortak olan tüm dünya milletlerine sonsuz teşekkür ediyorum.
Acımız unutulmayacak ama soğuyacak.
Hep birlikte TÜRKİYETEKYÜREK diyerek Maraş’ı, Antep’i, Diyarbakır’ı, Osmaniye’yi, Kilis’i, Hatay’ı, Adıyaman’ı, Urfa’yı, Malatya’yı; Van gibi, Elazığ gibi, Düzce gibi, İzmir gibi, Bozkurt Kastamonu gibi, İzmit gibi, Gölcük gibi yeniden inşa edeceğiz. Yaralarımızı necip milletimizin ve kudretli devletimizin şefkati ile saracağız.
Ama kağıt gibi devrilen yıkılan binaları inşa edenleri, o inşaatı denetleyenleri, o binalara iskan verenleri, deprem riskine rağmen sırf para, itibar uğruna gerekenleri yapmayarak görmezden gelenleri, göz yumanları, kentsel dönüşümü rantsal dönüşüme çevirenleri unutmayacak ve yüce Türk adaletinin huzurunda millet adına hesabını soracağız. Sormaz isek, görmez isek, korkar isek, susar isek kanımız kurusun.
Aziz milletimizin başı sağ olun. Tüm deprem şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.